Yıkım sadece iş makineleri ve dozerlerle gerçekleşmez. Bazen bir çatıyı onarmamak, bir çıkmaya dayanak vermemek, kırık bir camı yerine takmamak, bir kapıyı sahipsiz bırakmak da yıkıma giden yolu açar. Bakımsızlığa, ıssızlığa, sokakların otoparka dönüşmesine göz yummak, zamanın ağır ağır yürüttüğü yıkıma ortak olmaktır. Ankara’nın çok kültürlü, katmanlı geçmişinin kalbi Ulus’ta, İtfaiye Meydanı’ndaki yıkımın ardından sahipsiz bırakılmış mahalleleri yeniden gündeme getirmek gerekiyor. Onca sessizliğin ortasında yaşanmışlıkların sesi olmak; kültürel varlıklarımıza, geçmişten bugüne taşınan komşuluklarımıza karşı sorumluluğumuz. İş makinelerinin gölgesinde enkaza dönüşen İtfaiye Meydanı’nı geride bırakarak Denizciler Caddesi ile Anafartalar Caddesi arasında kalan İstiklal Mahallesi’ne, nam-ı diğer Yahudi Mahallesi’ne yöneliyoruz. Kentin çok kültürlü geçmişinin mekânsal izlerini hâlâ taşıyan bu mahallede, yıkımın daha sessiz ilerleyen yüzü karşılıyor bizi. Bir zamanlar Ladino d...