Kayıtlar

Nisan, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SERDAR MENGİ: KARADENİZİN İNCİSİ-SAMSUN

SERDAR MENGİ: KARADENİZİN İNCİSİ-SAMSUN : Samsun ilimiz, Karadeniz bölgesinin en önemli ili ve Kuzey Anadolu’nun en büyük ilidir. Kızılırmak ve Yeşilırmak akarsularının oluştur...

KARADENİZİN İNCİSİ-SAMSUN

Samsun ilimiz, Karadeniz bölgesinin en önemli ili ve Kuzey Anadolu’nun en büyük ilidir. Kızılırmak ve Yeşilırmak akarsularının oluşturduğu Bafra ve Çarşamba ovaları çok verimli ovalardır. Halk arasında Samsunluyuz denilmez, Çarşamba’lıyız ya da Bafra’lıyız denilir. Samsun’un Türkiyemiz için en önemli özelliği Gazi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da buraya ayak basmasıyla Kurtuluş Savaşı’mıza start vermesidir. Kazandığımız zafer sonrası Atatürk, Türk gençliğine 19 Mayıs’ı Gençlik ve Spor Bayramı olarak hediye etmiştir. Samsun’un en meşhur yemeği pidesidir. Buranın en meşhur pidesi kuşbaşılı ve yumurtalı pidedir. Samsun denince akla ilk önce kalkan balığı gelir. Turşu kavurması ise evlerde kolaylıkla yapılabilir.

SERDAR MENGİ: KIZIL DAMARI

SERDAR MENGİ: KIZIL DAMARI :   Gouldamadie kuşlarının genetiklerinden armağan saldırgan mizaçları kendini, başlarındaki kızıl tüylerden ele veriyor. Araştırmac...

KIZIL DAMARI

  Gouldamadie kuşlarının genetiklerinden armağan saldırgan mizaçları kendini, başlarındaki kızıl tüylerden ele veriyor. Araştırmacılar şimdiye dek aynı türe ait kuşların günlük davranışlarının nasıl olup da birbirlerinden böyle farklı olabildiği konusunda şaşkınlık içerisindeydiler. Mesela kızıl tüylülerin, daha sık karşılaşılan siyah başlı hemcinslerine göre daha dominant davrandıklarını saptamışlardı. Kızıllar, siyah saçlıları besin kaynaklarının yakınına yaklaştırmıyor, buna karşın siyah tüylüler, kızıllardan daha cesur gözüküyor. Tanımadıkları objelere yönelmede kızıllardan daha rahat davranıyorlar. Liverpool’daki John Moores Üniversitesi’nden İngiliz bilim adamı Leah Williams, bu durumu 40 kuş üzerinde yapılan testlerle kanıtladı. Nadir rastlanan sarı kafalı Gouldamadie kuşlarının genetik bir eksiklikleri olduğu biliniyor. Zira bitkiler ve bazı foto sentetik organizmalarda bulunan karotenoidi, kızıl tüy pigmentlerine dönüştüremiyorlar.

SERDAR MENGİ: KESTANE

SERDAR MENGİ: KESTANE : Yunan Yarımadası’ndaki Castan antik kentidir bu güzel meyveye adını veren. Ayrıca kestane Avrupa’ya da ilk kez bu kentten gitmiş. İran...

KESTANE

Yunan Yarımadası’ndaki Castan antik kentidir bu güzel meyveye adını veren. Ayrıca kestane Avrupa’ya da ilk kez bu kentten gitmiş. İran’da çok daha önceden beri soyluların gözdesi olan kestanenin bu kadar yaygınlaşmasını sağlayan ise Romalılar olmuş. Peki ya Osmanlı dönemi. Sarayda da tüketiliyor muymuş acaba kışın bu vazgeçilmez meyvesi. Stefanos Yerasimos, Sultan Sofraları kitabında Osmanlı padişahlarının hangi yemekleri çok sevdiğini, sultan sofralarında hangi yemeklerin yendiğini anlatır. Kitapta İstanbul fatihi Fatih Sultan Mehmet’in özellikle sabahları kestaneli bulgur yediğini görürüz. Şimdilerde bizim pek az yemeğe kattığımız kestaneyi zamanın aşçıları yemeklerine cesurca koyuyorlarmış.

SERDAR MENGİ: KEMAL KIVANÇ ELGAZ

SERDAR MENGİ: KEMAL KIVANÇ ELGAZ : - Voleybola nasıl başladığını biraz anlatabilir misin? İlkokul 4. Sınıftaydım o zamanlar alt yapı antrenörleri okulları dolaşıp spo...

KEMAL KIVANÇ ELGAZ

- Voleybola nasıl başladığını biraz anlatabilir misin? İlkokul 4. Sınıftaydım o zamanlar alt yapı antrenörleri okulları dolaşıp spora yatkın fiziği olan kabiliyeti olan çocuklar ararlardı, beni de bu vasıta ile okulumda bulup voleybola başlatmak istediler. Ben o dönemde paralı olarak Galatasaray da basketbol kursuna gidiyordum hocamız o branşla görüşüp benim belgemi alıp voleybol lisansı çıkardılar böylece benimde voleybol hayatım başlamış oldu. - Yıllarca Galatasaray’ın altyapısında oynadın ve A takımına yükseldin. A takımına geçiş sürecinden bahsedebilir misin? Genç takıma çıktığım sene A takım kadrosuna da dahil oldum benimle birlikte o dönemde 7 kişi alt yapıdan A takım kadrosuna dahil olmuştu bu belki de Türk voleybolunda ender rastlanan olaylardandır belki de yoktur bilemiyorum ama 2 sezon geçtikten sonra değişen antrenörler daha farklı arayışlara girdiklerinden alt yapıdan çıkmış olmak kimsenin umurunda olmadı. O dönemden kalan tek kişi ben kaldım, Allah nasip ede

SERDAR MENGİ: KARAKTERLİ FUTBOLCU

SERDAR MENGİ: KARAKTERLİ FUTBOLCU : Beşiktaş futbol takımının kalesini karakter abidesi iki isim koruyor. Hatırlayın; Cenk Gönen hatalı bir gol yediği maçtan sonra yayınc...

KARAKTERLİ FUTBOLCU

Beşiktaş futbol takımının kalesini karakter abidesi iki isim koruyor. Hatırlayın; Cenk Gönen hatalı bir gol yediği maçtan sonra yayıncı kuruluşların mikrofonlarına Unutan iyileşir demişti. Bir futbolcunun Nieztsche’yi alıntılaması bu kalibrede sözler duymaya pek alışık olmayan kulaklarımıza nasıl da iyi gelmişti. Arkasında beklediği Tolga Zengin’den de zaman zaman benzer gönül okşayıcı cümleler duyuyoruz. Önceki gün düzenlediği basın toplantısında Memlekette futboldan fazla konuşmamız gereken bir sürü şey var. İnsanlar aç, bunlar konuşulmalı deyiverdi. Kışın top oynanmayan Atatürk Olimpiyat Stadı’nı ismi dışında güzel bir yanı yok diye tanımlamıştı. Ünlü futbolcu Maradona ne demişti. Biz futbolcular, sürekli üzerimizde çok baskı olduğundan yakınırız. Baskı, ancak evlerine beş peso getirip çocuklarını geçindiremeyen insanların üzerinde olur. Binlerce dolar alıp, sahaya çıkıp oynuyoruz ve ağzımızı açınca stresten bahsediyoruz. Stres bu ülkede, sabahın altısında kalkanlar içindir

SERDAR MENGİ: JAPONYA AKILLANMIYOR

SERDAR MENGİ: JAPONYA AKILLANMIYOR : Japonya’da Fukuşima’da nükleer santrali işleten Tokyo Elektrik Enerji Şirketi (TEPCO), bir vananın yanlışlıkla açık bırakılması sonucu...

JAPONYA AKILLANMIYOR

Japonya’da Fukuşima’da nükleer santrali işleten Tokyo Elektrik Enerji Şirketi (TEPCO), bir vananın yanlışlıkla açık bırakılması sonucu soğutma havuzundan yaklaşık 100 ton radyoaktif suyun sızdığını açıkladı. TEPCO Sözcüsü Masayuki Ono, litresinde 230 milyon bekerel radyoaktif izotop tespit edilen radyoaktif suyun okyanusa dökülmediğini söyledi. Sızıntının radyoaktif suyun yanlışlıkla zaten dolu olan bir havuza boşaltılması sırasında meydana geldiğine işaret eden Ono, Sızan su ile radyoaktif madde bulaşan toprağın temizlenmesi için çalışmalar devam ediyor. Halkımızı böyle bir sızıntı haberi ile yeniden endişelendirdiğimiz için özür diliyoruz dedi. 11 Mart 2011’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunami Fukuşima’daki nükleer santralde sızıntıya sebep olmuştu. Sızıntının ardından 160 bin kişi bölgeden taşınmak zorunda kalmıştı.

SERDAR MENGİ: İŞİN KÖKÜNE İNMEK

SERDAR MENGİ: İŞİN KÖKÜNE İNMEK : Bir bitki yüzeysel de olsa derin de olsa köklendikçe kayda değer olur, dirayetli olur, varlık gösterebilir.   Toprak altı sebzelerini...

İŞİN KÖKÜNE İNMEK

Bir bitki yüzeysel de olsa derin de olsa köklendikçe kayda değer olur, dirayetli olur, varlık gösterebilir.   Toprak altı sebzelerinin kimisi kök, kimisi gövdedir. Soğuk havalarda toprağın altında kendilerini koruyorlar. Pancar, havuç, turp, patates ilk aklımıza gelenler ancak toprak altında kalmış başka güzellikler de var ve biraz da bunlardan dem vurmak istedim.   Örneğin kohlrabi diye bilinen alabaş elma, turp ve salatalığın en güzel özelliklerini bir arada bünyesinde barındırıp, nefis bir atıştırmalık olarak yenmesini veya rendelenip mücver yapılır. Şekerpancarı; fırında folyo kağıdında kumpir gibi piştiğinde nefis bir beş çayı atıştırmalığı olarak değerlendirilir. Karalahana yaprakları kesilerek kökünü uzun süre büyütmek mümkün olur.

SERDAR MENGİ: İŞGAL ALTINDAKİ HOLLANDA'DA FUTBOLUN YÜKSELİŞİ

SERDAR MENGİ: İŞGAL ALTINDAKİ HOLLANDA'DA FUTBOLUN YÜKSELİŞİ : Oyunun ülkeye yayılmasından yalnızca on-yirmi yıl sonra, bir çok gencin Almanya’da çalıştığı, birçoğunun da oraya gönderilme korkusuyl...

İŞGAL ALTINDAKİ HOLLANDA'DA FUTBOLUN YÜKSELİŞİ

Oyunun ülkeye yayılmasından yalnızca on-yirmi yıl sonra, bir çok gencin Almanya’da çalıştığı, birçoğunun da oraya gönderilme korkusuyla saklandığı korkunç bir dönemde, futbol oynayan ve izleyen insanların sayısı arttı. İşte o dönemde futbol Hollanda’da bir kitle tutkusu haline geldi ve bu tutku bugün de sürmektedir. Avrupa’nın büyük bölümünde olduğu gibi Hollanda’da da futbol uzun zaman tuhaf bir etkinlik olarak görüldü. 1928 Amsterdam Olimpiyatları’ndaki futbol maçlarının çoğu ancak bir-iki bin sporseveri çekebilmişti. Oyunu Hollanda’da 1930’larda belli başlı etkinlikler arasına sokma şerefi büyük ölçüde Han Hollander adında bir radyo yorumcusuna aitti. 11 Mart 1928’de Hollander ilk Hollanda-Belçika maçını anlattı ve kısa sürede bir fenomen oldu. Hollander’in Hollanda maçlarındaki yorumları sıklıkla biraz uydurma oluyordu, ama 1930’larda bu yorumlar futbolun, oturma odasındaki transistörlü radyonun başına toplanmış sessiz sedasız aileler arasında kurumlaşmasına neden oldu. Ul

SERDAR MENGİ: İSTİHBARATIN GÜVENİLMEZ FAHİŞESİ

SERDAR MENGİ: İSTİHBARATIN GÜVENİLMEZ FAHİŞESİ : Tarihte en iyi istihbarata sahip üç kurum kabul edilir: 1.      İngiliz İmparatorluğu… 2.      Katolik Kilisesi… 3.      İsvi...

İSTİHBARATIN GÜVENİLMEZ FAHİŞESİ

Tarihte en iyi istihbarata sahip üç kurum kabul edilir: 1.      İngiliz İmparatorluğu… 2.      Katolik Kilisesi… 3.      İsviçre Bankaları… Portekiz’de harp akademisi giriş sınavlarında şu soruyu sormak adettendi: Bayrak mı ticareti izler, ticaret mi bayrağı? Roma Ordusu’nun Frumentarii adında özel istihbarat subayları vardı ve bu subayların asli görevi en uygun fiyatlı tahılı bulup almaktı. Avrupa’nın ilk ticari süper gücü olan Venedik’in başarılı olmasında iki temel unsur vardı: Ticaret hırsı ve eşi benzeri görülmeyen bir ekonomik istihbarat toplama organizasyonu! Venedik’in en önemli ekonomik kozu, Osmanlı’yla ticaret tekelini elinde bulundurmasıydı. Bu ilişki sayesinde Osmanlı dış istihbaratını Venedik’e verdi. Denir ki, Türkler’in Avrupa’da uzun süre elçilikler kurmamaları ve istihbarat toplamakla fazla uğraşmamalarının sebebi, Venedik’ten istihbarat yardımı satın almasıdır. Venedik aslında edindiği istihbaratı isteyene satıyordu. Bu nedenle güvenilmez f

SERDAR MENGİ: İLK TÜRKÇE OYUN

SERDAR MENGİ: İLK TÜRKÇE OYUN : Ermenilerin modern Türkiye/Türkçe Tiyatrosuna yaptıkları katkı çoğumuz tarafından bilinmektedir. Hatta konservatuarlarda Hagop Vartov...

İLK TÜRKÇE OYUN

Ermenilerin modern Türkiye/Türkçe Tiyatrosuna yaptıkları katkı çoğumuz tarafından bilinmektedir. Hatta konservatuarlarda Hagop Vartovyan (Güllü Agop), Tomas Fasulyacıyan, Eliza Binemeciyan ve daha niceleri dillendirilir ama Venedik’te Ermeni rahiplerin yıllarca Türkçe oyunlar yazdığından hiç bahsedilmedi. 1800’lü yılların ikinci yarısında İstanbul’da kurulup gelişmiş Ermeni tiyatro guruplarından, Türkçe temsilleri ve Türkiye tiyatrosuna katkıları bir yana, en eski oyun 1790’da İtalya’nın Venedik’inde, Ermenice harfli Türkçe olarak yazılmıştı. Ermeni tiyatrosunun Türk tiyatrosuyla ilişkisi, İstanbul’da henüz ne modern bir Ermeni, ne de modern bir Türk tiyatrosundan bahsetmenin mümkün olmadığı yıllarda, Ermeni Katolik Mıkhitar rahiplerinin Venedik’teki San Lazzaro adasındaki manastırında başlamıştı. Yurtdışına savrulmuş olmalarına rağmen, İtalya’nın saygın üniversitelerinden Venedik Ca’Foscari’nin Doğu dilleri ve edebiyatları bölümünü bitirmiş, Ermenice ve Türkçeyi, yurtdışında

SERDAR MENGİ: DAMAT RÜSTEM

SERDAR MENGİ: DAMAT RÜSTEM : Rüşvet ve ahlaksızlıkta sınır tanımayan Sultan Süleyman’ın sadrazamı ve damadı Rüstem, (1500-1561) bütün atama, kabul, ziyaretçi, imar...

DAMAT RÜSTEM

Rüşvet ve ahlaksızlıkta sınır tanımayan Sultan Süleyman’ın sadrazamı ve damadı Rüstem, (1500-1561) bütün atama, kabul, ziyaretçi, imar, yol, liman, ticaret ve her türlü imparatorluk işini rüşvete bağlamıştı… Devletteki her işlemin bir resmi narhı, bir de rüşvet cetveli vardı… Narh devlete, rüşvet Rüstem’in depolarına giderdi. Devlet, Rüstem’in umurunda bile değildi. O sadece alacağı rüşveti düşünür, memleket işlerini ve bürokrasiyi alacağı rüşvete göre tasarımlardı. Devşirilmiş, Müslüman olmuş, Enderun mektebinde okumuş, Al-i Osman’a sadrazam olmuştu… Şayet bölgenin birine beylerbeyi atanacaksa, Rüstem, önce o bölgenin zenginliğine bakar, ona göre bir rüşvet tarifesi uygulardı… Haliyle beylerbeyliği makamına rüşvet vererek gelen adam da bölgeyi haraca bağlar, bütün bürokratik işlemlerden rüşvet alır, devlet çürür, millet bir lokma ekmeğe muhtaç edilirdi. Rüşvetten gelen her neyse öyle lalettayin kutulara değil, duvarda açılan gizli-kamuflajlı dolaplara doldurulurdu. Çürü

SERDAR MENGİ: İŞGAL ALTINDA NORVEÇ

SERDAR MENGİ: İŞGAL ALTINDA NORVEÇ : 1940’ın sonlarında, Norveç’i işgal ettikten birkaç ay sonra Almanlar Norveç sporunu Nazileştirmeye karar verdi. Bir spor Führer’i gör...

İŞGAL ALTINDA NORVEÇ

1940’ın sonlarında, Norveç’i işgal ettikten birkaç ay sonra Almanlar Norveç sporunu Nazileştirmeye karar verdi. Bir spor Führer’i göreve getirdiler ve her kulübün başına Norveçli bir Nazi yerleştirmeye çalıştılar. Sonuçta ülke çapında bir spor grevi başladı ve büyük ölçüde Kurtuluş’a kadar devam etti. Norveçli kayakçılar, patenciler ve futbolcular, istilacılarla işbirliğine giren vatan hainlerinin önderliğinde spor yapmayı reddetti. Lyn Spor Kulübü’nün 800 üyesinin nereyse tümü, spor Führer’i başlarına bir Nazi yönetici getirmeyi deneyince istifa etti. Binlerce Norveçli spordan ömür boyu men edildi. Naziler Norveç’in resmi spor şampiyonalarının her zamanki gibi sürmesi için ellerinden geleni yaptı. Karşılaşmalara kimse gelmedi. Oslo’daki 40.000 kişilik Ulleval Stadı’nda savaş sırasındaki futbol maçları 10.000 kişinin karşısında oynanıyordu. 1942’de Bergen’de ulusal futbol şampiyonasının yarı finali yalnızca 27 kişilik bir seyirci kitlesini toplayabilmişti. Sonunda maçları izl

SERDAR MENGİ: BATILILARIN ANADOLU DA ATA ARAYIŞI

SERDAR MENGİ: BATILILARIN ANADOLU DA ATA ARAYIŞI : Hint-Avrupalı denilen büyük dil ailesinin erken tarihini araştırma ve anavatanını bulma çabaları, neredeyse ikiyüz yıldır kesintisiz ...

BATILILARIN ANADOLU DA ATA ARAYIŞI

Hint-Avrupalı denilen büyük dil ailesinin erken tarihini araştırma ve anavatanını bulma çabaları, neredeyse ikiyüz yıldır kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Biraz da bugün dünyaya yön veren milletlerin, eskiden beri bazı özellikleri olduğunu düşünmek, Batılı tarihçilerin bir kısmını heyecanlandırmıştır. Bu anavatanı; Balkanlardan Mezopotamya’ya, Karadeniz’in kuzeyinden Hindistan’da İndus Vadisi’ne, Orta Asya-Türkistan’a değin çok geniş topraklarda arayanlar vardır. Ama henüz tatmin edici açıklamalara ya da arkeolojik verilere ulaşılabilmiş değildir. Son yıllarda gözler el değmemiş bir bölge olan Anadolu’ya çevrilmeye başlanmıştır. Yeni bazı varsayımlara göre Neolitik Devrim’i gerçekleştiren Anadolu insanları, Hint-Avrupalıların atalarıdır. Daha da ileri gidilerek, Proto Hint-Avrupalıların anavatanının Çatalhöyük olduğu, bu öncü insanların savaşarak değil de sessiz ve sakin bir şekilde tarımın yayılmasına koşut olarak Avrupa’ya geldikleri ileri sürülmektedir. Böylece Çat

SERDAR MENGİ: FUTBOL VE DİRENİŞ YILLARI

SERDAR MENGİ: FUTBOL VE DİRENİŞ YILLARI : Yirmi beş yaşında bir Fransız, Racing Strasbourg’un boş sahasına gözlerini dikmiş bakıyordu. Fransa ulusal takım kaptanı, Racing’in h...

FUTBOL VE DİRENİŞ YILLARI

Yirmi beş yaşında bir Fransız, Racing Strasbourg’un boş sahasına gözlerini dikmiş bakıyordu. Fransa ulusal takım kaptanı, Racing’in hafbeki ve yakın zamana kadar Maginot hattında asker olan Oscar Heisserer, Fransızların teslim oluşundan sonra kulübünden geriye ne kaldığını görmeye gelmişti. Derli toplu, ince, solgun ve sarışın Heisserer, Fransızdan çok Almana benziyordu. Alsace’ın başkenti Strasbourg’da birçok kişi hem Alman hem de Fransız sayılırdı. Heisserer’in Racing takımında bazen on bir oyuncunun da Hummenberger, Roessler ve Keller gibi Alman kökenli soyadı olurdu. Alsace, tıpkı kıran kırana bir yarı final maçındaki top gibi hiç durmadan bir Fransa’ya bir Almanya’ya geçiyordu, o yaz da Almanlar kimbilir kaçıncı kez yeniden bölgeyi almışlardı. Heisserer tam Racing sahasından ayrılacaktı ki üç otomobil yanaştı ve içinden SS’ler çıktı. Aralarından biri, orada eczacılık yapan bir adam, futbolcuyu işaret ederek şöyle bağırdı: İşte o! Heisserer Strasbourg’daki SS karargahına

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA SUYUN TARİHÇESİ

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA SUYUN TARİHÇESİ :   Kanuni zamanında memlekette çok büyük bir susuzluk yaşanmış ve bunun üzerine dönemin, mimarlarından olan Mimar Sinan’ı çağırmı...

İSTANBUL'DA SUYUN TARİHÇESİ

  Kanuni zamanında memlekette çok büyük bir susuzluk yaşanmış ve bunun üzerine dönemin, mimarlarından olan Mimar Sinan’ı çağırmış ve bu sorunu bir an evvel çözüp çözemeyeceğini sormuş. Mimar Sinan da İstanbul’un 40 yerine çeşmeler yaptırılmasını önermiş, böylelikle halk susuzluktan kurtulmuş. Bu çeşmelerin kuralı tüm İstanbullulara açık olması ancak kimsenin özel kullanımına izin verilmemesidir. Böylelikle çeşme başları halkın bir arada keyifle toplandığı bir sosyalleşme merkezi dahi olmuştur. Kanuni, Mimar Sinan’ın bu inanılmaz emekleri ve çıkardığı iyi iş sonucunda ödül olarak evine bir çeşme bağlamasını ister. Kanuni evinde su olan tek kişidir. Ancak 100 yıl yaşayan Sinan, Kanuni’den sonra iki padişah daha görür ve bu değişimlerden sonra 99 yaşında kaçak su kullandığı için padişaha şikayet edilir. Yaş haddinden ceza uygulanmaz ama evindeki su kesilir. Mimar Sinan’ın memleketimizde inşa ettiği üç büyük su yolu var.   Bunlar: Taşlı Müsellim-Edirne su yolu, Süleymaniy

SERDAR MENGİ: BUCA

SERDAR MENGİ: BUCA :   İzmir’in en kalabalık metropol ilçelerinden birisi Buca’dır. Buca’nın kadim bir tarihi vardır. İznik Devleti Kralı İoyanis’in 1235...

BUCA

  İzmir’in en kalabalık metropol ilçelerinden birisi Buca’dır. Buca’nın kadim bir tarihi vardır. İznik Devleti Kralı İoyanis’in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin adının Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüştüğü sanılmaktadır. Ayrıca İtalyancada Buca kelimesi çukur anlamına gelmekte ve Buca’nın çukurda kalışı isminin buradan geldiğini kuvvetlendirmektedir. Osmanlı dönemindeyse zengin levanten sınıfının sayfiye yeri olarak kullanılmıştır. Halen ayakta kalan levanten köşkleri Buca’nın bazı semtlerinde o eski zamanların havasını estirmektedir. Buca’da yaşam, herşeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doğa mirası ile iç içe bir yaşam olarak nitelendirilmektedir. Tarihsel geçmişi ile bünyesinde çok önemli eserler barındırmaktadır. George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont Dr. Aliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, su kemerleri, Buca’da yaş

SERDAR MENGİ: AYRAN

SERDAR MENGİ: AYRAN : Türk mutfağının en eski ve en yaygın içeceği olan ayran, içinde barındırdığı kalsiyum, potasyum ve protein dışında A, B12, D, B2 ve B...

AYRAN

Türk mutfağının en eski ve en yaygın içeceği olan ayran, içinde barındırdığı kalsiyum, potasyum ve protein dışında A, B12, D, B2 ve B6 vitaminleri ile 7’den 70’e herkes için faydalıdır. Ayran, özellikle içeriğinde bulunan yoğurt bakterileri sayesinde, çok önemli bir içecektir. Hiçbir yan etkisi olmadığı gibi sağlık açısından da oldukça faydalıdır. Ayran, eksikliğinde depresyona yol açan B vitamini açısından da oldukça zengindir. B vitaminleri anksiyete ve stres semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilir, beyinde serotonin gibi hormonların üretimi için önemlidir. B12 eksikliğinde ise anksiyete ile ilişkili hızlı nefes alıp vermenin arttığı belirlenmiştir. Özellikle düzenli beslenemeyen kişilerde sıklıkla görülen bu semptomların etkisi her gün bir bardak ayran içilerek azaltılabilir. Ayran, elektrolit yönünden de   zengin bir içecektir. Böylece bağırsak florasının stabilitesi artar ve düzenlenir. Sindirim sistemindeki olumsuzlukların giderilmesinde de tedavi edici etkisi vard

SERDAR MENGİ: AJAX VE II. DÜNYA SAVAŞI

SERDAR MENGİ: AJAX VE II. DÜNYA SAVAŞI : Kanadalılar 5 Mayıs 1945’te Amsterdam’ı özgürlüğe kavuşturduktan sonra Ajax, kulüp marşındaki Heil, Ajax, heil sözünü Hup, Ajax, hup e...

AJAX VE II. DÜNYA SAVAŞI

Kanadalılar 5 Mayıs 1945’te Amsterdam’ı özgürlüğe kavuşturduktan sonra Ajax, kulüp marşındaki Heil, Ajax, heil sözünü Hup, Ajax, hup e çevirerek bir Temizlik Komitesi oluşturdu. Komiteye Hollanda ulusal takımının eski bir oyuncusu olan Jan Schubert başkanlık ediyordu. Schubert savaş sırasında on sekiz ay saklanmış, Ajax’ın adına leke süren işbirlikçileri cezalandırmaya ant içmişti. Komitenin, savaş sırasındaki tutumlarından dolayı on yedi üye ve bağışçıyı tasfiye ettiği, bir üyenin üyeliğini askıya aldığı ortaya çıktı. On sekiz yüksek bir rakamdı: Hollanda futbolunun tümünde, savaştan sonra yalnızca birkaç yüz oyuncu kulüplerinden herhangi bir ceza almıştı. Ajax’ın 1918 ve 1919’da Hollanda şampiyonluğunu kazanan altın takımının kaptanı, Joop Pelser adında zayıf, sessiz sakin bir santrhaftı. Önce muhasebeci, sonra asker, sonra da puro dükkanı sahibi Pelser, Ajax’tayken Hollanda beyzbol şampiyonluğunu da kazanmış, yıllarca kulübün yönetim kurulunda yer almıştı. Erkek kardeşle

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA BULUNAN EN ESKİ İSLAM HATIRASI

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA BULUNAN EN ESKİ İSLAM HATIRASI : İstanbul Yenikapı’da Metro ve Marmaray Projeleri çerçevesinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yapılan kazılar sırasında ortay ç...

İSTANBUL'DA BULUNAN EN ESKİ İSLAM HATIRASI

İstanbul Yenikapı’da Metro ve Marmaray Projeleri çerçevesinde İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yapılan kazılar sırasında ortay çıkarılan en ilginç buluntulardan biri, üzerinde erken İslam dönemine tarihlenen yazılar bulunan bir kemik parçası. Muhtemelen bir devenin kürek kemiği, yassı ve düz bir yüzey olarak kullanılmış. Üzerinde görülen düzgün satırlar halindeki yazı, bir çeşit siyah mürekkeple yazılmış. Bazı bölümleri silinmiş olan yazı, yer yer okunabilir durumda. Theodosius Limanı’nın 7-8. yüzyıl tabakalarında bulunmuş. Sanat tarihi uzmanı Günay Paksoy tarafından elde edilen ilk veriler oldukça ilginç. Buna göre yazı, küfi karakterde. Küfi yazının karakteristiğine uygun harekesiz (Arap alfabesindeki ünsüz harflere ünlü özelliği kazandırmak için kullanılan ek işaretler) ve noktasız yazılmış. Erken dönem Arap yazılarında henüz hareke kullanılmıyordu. Harfleri noktalamak da adetten değildi. Arapça metin hem dil, hem de yazım açısından günümüz Arapçasından farklı. Bu ned

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA BİR İLK SERGİ-İ UMUM-İ OSMANİ

SERDAR MENGİ: İSTANBUL'DA BİR İLK SERGİ-İ UMUM-İ OSMANİ : Sanayi fuarları, 19.yüzyılın ortalarında üretici ülkelerin, kendi iç pazarları haricinde dış pazarlar oluşturmaları anlayışı neticesi...

İSTANBUL'DA BİR İLK SERGİ-İ UMUM-İ OSMANİ

Sanayi fuarları, 19.yüzyılın ortalarında üretici ülkelerin, kendi iç pazarları haricinde dış pazarlar oluşturmaları anlayışı neticesinde gelişti. 1851 Büyük Londra Fuarı, 1855 Paris Evrensel Sergisi ve 1862 Londra Evrensel Sergisi’ne katılan Osmanlı İmparatorluğu da yaşanmakta olan   değişime kayıtsız değildi. 1863 yılı Şubat-Ağustos ayları arasında düzenlenen Sergi-i Umumi-i Osmani sanayileşmenin yerel düzeyde ele alındığı imparatorluk içindeki ilk büyük buluşmaydı. Fuar için Maliye Nazırı Mustafa Fazıl Paşa’nın sorumluluğunda Sultan Ahmet Camii önünde Atmeydanı’na geçici bir fuar pavyonu kuruldu. Leon Parville’nin iç tasarımını yaptığı 3500 metrekare büyüklüğündeki yapı on üç bölüme ayrılmıştı. Tekstilden deri işlerine, tarım ürünlerinden maden örneklerine kadar on binden fazla örneğin sergilendiği fuarın 27 Şubat 1863’teki açılışına Sultan Abdülaziz’in yanısıra Sadrazam Yusuf Kamil Paşa, Mısır Hıdivi İsmail Paşa, Hariciye Nazırı Ali Paşa ve Serasker Fuad Paşa katıldı. Ç

SERDAR MENGİ: İSKOÇ TULUMUNUN GEÇMİŞİ

SERDAR MENGİ: İSKOÇ TULUMUNUN GEÇMİŞİ : Gaydanın anavatanı neresi? Hint mi? Ya da Antik Yunan mı? İskoç olmadığı kesin. İskoçlar, sürekli bir uğultu tonu veren bu üflemeli...

İSKOÇ TULUMUNUN GEÇMİŞİ

Gaydanın anavatanı neresi? Hint mi? Ya da Antik Yunan mı? İskoç olmadığı kesin. İskoçlar, sürekli bir uğultu tonu veren bu üflemeli çalgıyı bir kültür ithalatı olarak görüyorlar. Müzik aletinin MS. 1. Yüzyılda Romalılardan devşirildiğini tahmin ediyorlar. Antik Roma’da tibia utricularis adlı bir çalgı olduğu zaten biliniyor. Günümüzde de Güney İtalya’da zampogna adlı üflemeli çalgı halen çalınıyor. Romalılar da askaulos adı verilen, tuluma benzer akordeon mekanizmasını Yunanistan’dan devşirmişlerdi. Ne var ki Yunanlılar da tulumun mucitliğini hepten kendilerine mal edemiyorlar. Zira Eski Ahit’te bile şöyle geçiyor: Korno, flüt ya da tulum sesi duyar duymaz dizleriniz üstüne çökmeniz ve Kral Nebukadnezar’ın yaptırdığı altın heykele tapmanız gerekir. Bu demektir ki tulumun geçmişi Babil kralı Nebukadnezar kadar eskiye dayanıyor.

SERDAR MENGİ: İNÖNÜ-CHURCHILL GÖRÜŞMESİ

SERDAR MENGİ: İNÖNÜ-CHURCHILL GÖRÜŞMESİ : Avrupa’da II. Dünya Savaşı patladığında Türkiye bu savaşa girmemeye kararlıydı. On yıl aralıksız savaştıktan sonra cumhuriyeti kuran n...

İNÖNÜ-CHURCHILL GÖRÜŞMESİ

Avrupa’da II. Dünya Savaşı patladığında Türkiye bu savaşa girmemeye kararlıydı. On yıl aralıksız savaştıktan sonra cumhuriyeti kuran nesil, savaşın yıkım ve felaketten başka bir şey getirmediğini biliyordu. Savaş Avrupa’yı kasıp kavururken Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 19 Mayıs 1940’ta Ankara’daki Gençlik ve Spor Bayramı’nda savaşa bakışını açıkladı: Türkiye’nin hiç kimseden ne bir hak, ne toprak talebi; ne de hiç kimseye hak ve toprak borcu vardır. Önce Polonya ardından Fransa, Yunanistan ve Bulgaristan’ı işgal eden Alman orduları, 1941 yılının Haziran ayında Türkiye’nin batısına, Trakya sınırına dayandı. Türkiye’nin bu savaşta tarafsız kalması imkansız gibiydi. Savaşın asli taraflarından İngiltere, Türkiye’nin de savaşa girmesini istemektedir. Bir yanda Müttefikler, bir yanda Mihver devletleri…   Tarafsızlığını korumaya çalışan Türkiye politikasını belirginleştirir: Savaşa girmemek ve hiçbir koşul altında savaşa katılmamak. Öyleyse hem Almanya ile hem karşısındaki güçlerle iyi g