Kayıtlar

Mart, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SERDAR MENGİ: EĞİTİM ZAYİATI

SERDAR MENGİ: EĞİTİM ZAYİATI : Eski İstanbul hanımları Edirne sudan, İstanbul ateşten batacak derlermiş. 21.yüzyılın onca teknik olanaklarına karşın, tarihi yapıları...

EĞİTİM ZAYİATI

Eski İstanbul hanımları Edirne sudan, İstanbul ateşten batacak derlermiş. 21.yüzyılın onca teknik olanaklarına karşın, tarihi yapılarımızı ateşten kurtaramıyoruz. Bir ay içerisinde, eğitime tahsisli biri paşa konağı, öteki şehzade dairesi iki yangın harabesi daha önümüze kondu. Önce Cağaloğlu’nda İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası olan Rauf Paşa Konağı yandı. Konak aslında eski İstanbul’un en itibarlı semtlerinden Cağaloğlu’nun önemli yapılarındandı. Duvarları kargir, içi ahşap yapı, yoğun kullanımla büyük şehrin eğitim yönetimi yükünü taşımaya çalışıyordu. Ama nihayet 24 Aralık 2012 sabaha karşı çıkan yangında bu saray yavrusu da yok oldu. Yangın sırasında yapının içinde Feyhaman Duran’ın İbrahim Çallı’nın resimleri var mıydı, kentin eğitim tarihi ile ilgili evrak ve kayıtlar ne oldu? Son yangın ise dört duvarını yıllar yılı seyrettiğimiz, 1910’da yanmış Çırağan Sarayı’nın Feriyelerinden birinde parladı. Feriye, ikincil anlamda, sahil sarayların sağına soluna yapılan ve hanedan

SERDAR MENGİ: İKİ ATEŞ ARASINDA KALAN HALKLAR-KARAÇAYLAR VE BALK...

SERDAR MENGİ: İKİ ATEŞ ARASINDA KALAN HALKLAR-KARAÇAYLAR VE BALK... : Karaçay ve Balkarlar, günümüzde Rusya Federasyonu’nun Karaçay-Çerkes ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetleri’nde yaşayan Türk dilli halklard...

İKİ ATEŞ ARASINDA KALAN HALKLAR-KARAÇAYLAR VE BALKARLAR

Karaçay ve Balkarlar, günümüzde Rusya Federasyonu’nun Karaçay-Çerkes ve Kabardin-Balkar Cumhuriyetleri’nde yaşayan Türk dilli halklardır. Sovyet toplum ve harita mühendisliğince yönetsel açıdan birbirlerinden koparılmaları sonucunda Karaçay-Balkar halkı, Karaçaylar ve Balkarlar adlarıyla iki ayrı halk olarak algılanmaktadır. Karaçay-Balkarlar, etnik kökenleri Kuban-Bulgar ve Kıpçak kabilelerine dayanan bir Türk halkıdır.   Bir başka görüşe göre ise Peçenekler tarafından Türkleştirilen bir halktır. Rus ordusunun 1828’de Kafkasya’yı istilasıyla başlayan Rus-Kafkas halkları savaşına katılan Karaçay-Balkarlar, 1861-1880 arasında artan Rus baskısına dayanamayarak kitleler halinde Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmişlerdir. Ekim Devrimi’nden sonra patlak veren iç savaşın Beyaz Ordu’nun yenilgisiyle sonuçlanmasından sonra Karaçay-Balkarların zengin aileleri yine Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır. Ağustos 1942’de Karaçay, Ekim 1942’de de Balkar toprakları Alman ordusunun işgaline uğramı

SERDAR MENGİ: HÜRREM SULTAN EFSANESİ

SERDAR MENGİ: HÜRREM SULTAN EFSANESİ : Osmanlı Hanedanı’nın en iktidarlı ve hakkında en fazla hikaye ve iddia üretilen, kitap yazılan hanım sultanlardan Hürrem Haseki Sultan...

HÜRREM SULTAN EFSANESİ

Osmanlı Hanedanı’nın en iktidarlı ve hakkında en fazla hikaye ve iddia üretilen, kitap yazılan hanım sultanlardan Hürrem Haseki Sultan’dır. Bu dönemi inceleyen ve Harem-i Hümayun adı ile bilimsel bir çalışma yapan tarihçi Leslie Pierce, onun hakkında şöyle yazar: Büyük olasılıkla Batı Ukraynalı’dır. Polonya’da anlatılanlara göre gerçek adı Alexandra Lisowska’dır ve kendisi Rutenyalı bir rahibin kızıdır. Dokuz yaşındayken Kırım Türkleri tarafından esir edilip Kırım Sarayı’nda birkaç yıl tahsil ve terbiye gördüğü, daha sonra Kırım Hanı tarafından, Saray-ı Hümayun’a hediye edildiği bilinmektedir. Hürrem Sultan saraya geldiğinde Sultan Süleyman Mahidevran Sultan ile evliydi ve Mustafa isminde, herkes tarafından çok sevilip sultan olacağına kesin gözle bakılan bir oğlu vardı. Sarayda özel bir eğitim gören Hürrem, güzelliği, dişiliği, zekası ve becerileriyle padişahın dikkatini çekti, kalbine girdi, Mahidevran’ı   saf dışı bıraktı, resmi nikah kıydırdı, harem kadınları ve saray iler

SERDAR MENGİ: HASTASIYIZ NÜKLEERİN

SERDAR MENGİ: HASTASIYIZ NÜKLEERİN : Devekuşu misali başı toprağa gömerek nükleerin sorunları görmezden gelinemez. Sadece ilk yatırımı değil toplam maliyeti de çok yüksek....

HASTASIYIZ NÜKLEERİN

Devekuşu misali başı toprağa gömerek nükleerin sorunları görmezden gelinemez. Sadece ilk yatırımı değil toplam maliyeti de çok yüksek. İşletme güvenliği (Fukuşima’da da görüldü) çok tartışmalı. Nihai atık sorunu, hiçbir ülkede çözümlenememiş. Gelecek nesilleri tehdit ediyor. Nükleer malzemenin teröristlerin eline geçme riski ise daha büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Nükleer hastaları, önce Akkuyu’yu mekan seçtiler. Prof. Ahmet Ercan diyor ki: Bölgede riskli tektonik yapılar var: Kıbrıs Dalma Batma Kuşağı, Ölüdeniz Kırığı, Güney Ege Dalma Batma Kuşağı, Doğu Anadolu kırıkları. 4000 yıllık geçmiş deprem davranış bilgileri, bu diri ve devingen kuşaklar boyunda, büyüklükleri M=7,9 ‘a, etki alanı 200 km.ye varan çok yıkıcı depremlerin olduğunu, bunların denizde yarattıkları tsunami dalgalarının binlerce kilometre uzakta bile etkili olduğunu ve on binlerce kişiyi öldürdüğünü belgelemiştir. Yanıt? Olsun; nükleerin hastasıyız. Devam: Güney Ege Dalma-Batma kuşağında tsunami olasılığ

SERDAR MENGİ: HARF DEVRİMİ

SERDAR MENGİ: HARF DEVRİMİ :   Mustafa Kemal’in cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte giriştiği devrim ve reformlar, yepyeni bir toplumun şekillenmesine yol açıyord...

HARF DEVRİMİ

  Mustafa Kemal’in cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte giriştiği devrim ve reformlar, yepyeni bir toplumun şekillenmesine yol açıyordu. Özellikle toplumsal ve kültürel alanlarda çok büyük yenliklere imza atılarak, Batı kanunlarına ve Batılı bir düzene yönelinmişti.   Bir yandan ekonomik hayat yeni baştan düzenlenir ve Türkiye hızla sanayileşirken modernleşme ve çağdaşlaşma yeni Türkiye’nin programı haline geldi. 1928’e gelindiğinde Mustafa Kemal, çok önem verdiği bir alanda büyük bir atılım başlattı: Türk dili ve alfabesi…   O tarihe kadar Türkiye’de Arap harfleri kullanılıyordu. Türklerin İslam’ı benimsedikleri tarihten itibaren Arap alfabesini kullandıkları düşünülürse, yeni bir alfabeye geçmek demek bin yıllık bir geleneğin yıkılması demekti. Aslında alfabe reformu önerileri 19. yüzyıl ortalarından itibaren duyulmaya başlanmıştı. Batı etkisiyle zaten İstanbul, Selanik, İzmir gibi kozmopolit yerlerde dükkan tabelaları Latin harfleriyle yazılıyordu. Türk milliyetçiliğinin ge

SERDAR MENGİ: GÜNEŞİN BATMADIĞI ÜLKEDE

SERDAR MENGİ: GÜNEŞİN BATMADIĞI ÜLKEDE : Norveç’in Tromsö şehrinde yaz güneşi bir kere yüzünü gösterince, altı ay boyunca bir daha gitmek bilmiyordu. Burası dünyanın bir ucuyd...

GÜNEŞİN BATMADIĞI ÜLKEDE

Norveç’in Tromsö şehrinde yaz güneşi bir kere yüzünü gösterince, altı ay boyunca bir daha gitmek bilmiyordu. Burası dünyanın bir ucuydu. Kutup dairesinin de 400 kilometre kuzeyinde öyle bir yerdi ki, kuzeye doğru birkaç adım atsanız, sanki kayıp dünyanın altına düşecektiniz. Böyle bir duyguya kapılıyordu insan. Yazın sıcaklık 10 dereceye kadar yükselirken, kışın eksi 25-30 dereceye kadar düşebiliyordu. Fiyortların tepesindeki pamuk pamuk uçuşan bulutlar yere öylesine yakın duruyorlardı ki, elinizi uzatsanız sanki onları tutabilirsiniz. Dağlardan aşağı küçük şelaleler dökülüyordu. Kırmızı boyalı evler, önlerindeki küçük teknelerle insanı çeşitli hayallere sürüklüyordu. Yaklaşık 5 milyon kişinin yaşadığı ülke, sadece kutup denizinden çıkan petrolden yılda 30 milyon dolar kazanıyor. Kişi başına düşen milli gelir ise 30 bin doları buluyor.

SERDAR MENGİ: AJAX, HOLLANDALILAR VE SAVAŞ

SERDAR MENGİ: AJAX, HOLLANDALILAR VE SAVAŞ : Hollanda futbolu 1954 yılına kadar amatördü ama savaştan önce bile Ajax en tepedeki kulüplerden biriydi. Kulübün sahası Yahudi mahalle...

AJAX, HOLLANDALILAR VE SAVAŞ

Hollanda futbolu 1954 yılına kadar amatördü ama savaştan önce bile Ajax en tepedeki kulüplerden biriydi. Kulübün sahası Yahudi mahallesinin birkaç mil doğusundaydı ama mahalle sakinlerinden ancak bir avuç kişi gerçekten Ajax’ta oynamayı düşleyebilirdi. Çünkü, Ajax’ı çamurlu şortlarla temsil edemeyeceğiniz için her Pazar akşamı yıkanması gereken bir futbol çantanız ve malzemeleriniz olmalıydı. Buna insanın kesesi el vermezdi. Savaştan önce Ajax’a üye Yahudiler, Anne Frank’ın ailesi gibi tüccar ailelerinden gelen daha varlıklı kişilerdi, Yahudi mahallesinde değil güney Amsterdam’ın zengin kesimlerinde yaşıyorlardı. Ama mahalledeki pek çok insan, Pazar günleri antreman sahasına gidebilsin gidemesin Ajax’ı tutuyordu. Ajax’ın Yahudiler için ne ifade ettiğini en güzel Abraham Roet açıkladı. Roet, 1946’da Hollanda’dan ayrılmış olan ve bugün Tel Aviv yakınlarında yaşayan bir Yahudi. Savaştan önce Roet ve kardeşleri, ceketlerini giyer, kravatlarını ve berelerini takar, geleneklerine ba

SERDAR MENGİ: GEZİPARKI - KİTLELERİN EVİ

SERDAR MENGİ: GEZİPARKI - KİTLELERİN EVİ : Taksim Meydanı 18.yüzyıla kadar büyük bir boşluktu; içinde patikası bile olmayan geniş bir kırlıktı. Artan nüfusun su ihtiyacını karşı...

GEZİPARKI - KİTLELERİN EVİ

Taksim Meydanı 18.yüzyıla kadar büyük bir boşluktu; içinde patikası bile olmayan geniş bir kırlıktı. Artan nüfusun su ihtiyacını karşılamak için bu geniş alanda 1731’de bir maksem inşa edildi. Taksim, ismini de işte bu yapıdan aldı. Maksem bugün, meydanda gözler önünde olsa da görmezden gelinir. Çoğu İstanbullu onun farkında bile değildir. Kışla bugünkü Gezi Parkı’nın bulunduğu alandaydı. Atatürk Kültür Merkezi’nin bulunduğu kısımda da üç katlı, cephesi sarmaşıklı bir bina ve ahırlar yer almaktaydı. Kışlanın karşısındaki boşluk ise askerlerin talim yeriydi-ki sonradan Talimhane adıyla anılan bir semte dönüştü. Topçu Kışlası 1920’li ve 30’lu yıllarda boşalmış, avlusu futbol sahası olarak kullanılmıştı. Bu yıllarda Taksim Meydanı, ulusal bayramlarda gerçekleştirilecek geçit resmi ve törenler için tasarlandı. İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya yaptırılan Taksim Cumhuriyet Anıtı, 8 Ağustos 1928’de meydana yerleştirildi. Ama asıl büyük değişim İstanbul valisi ve belediye başkan

SERDAR MENGİ: GELİŞMEK DEĞİŞMEKTİR

SERDAR MENGİ: GELİŞMEK DEĞİŞMEKTİR : Dünyada şu an geleneksel ile yeninin en büyük çarpışması enerji alanında yaşanıyor. Geleneksel enerjileri elinde tutan büyük şirketler...

GELİŞMEK DEĞİŞMEKTİR

Dünyada şu an geleneksel ile yeninin en büyük çarpışması enerji alanında yaşanıyor. Geleneksel enerjileri elinde tutan büyük şirketler ve devletler yeni ye karşı direniyor, yenilenebilir enerjilerin esamesi okunmuyor. Geleneksel enerjilerden kasıt, dibine darı ekmekte olduğumuz   doğal kaynaklardan elde edilen fosil yakıtlar… Yani petrol, doğalgaz, kömür. Yenilenebilir enerjilerden kasıt ise ye ye bitiremeyeceğimiz rüzgar, güneş ve su. Bir de temiz enerji denen nükleer var. Ama orada da eksiler artıları götürüyor. Yenilenebilir enerji konusunda atı alan Almanya Üsküdar’ı geçmiş. Almanya enerji devrimini 2000’de çıkardığı Yenilenebilir Enerjiler Yasası ile yaptı. Bu, siyaset kalaslarının yavaş ama güçlü şekilde delinmesiydi. Yeşiller bunu becerdi. Almanya 2022’ye kadar ülkedeki nükleer santrallerin hepsini kapatma kararı aldı. Parazit yapan muhafazakarlar da oldu bu arada. Örneğin, 2010’da Merkel, nükleer santralleri terk etme tarihini 12 yıl erteledi. 2011’deki Fukuşima felake

SERDAR MENGİ: GAZETECİLERİN İHANETİ

SERDAR MENGİ: GAZETECİLERİN İHANETİ : 1989-90 yılları arası dönemde TGS çok yüksek prestije sahip bir meslek örgütüydü. Gazeteciler ilk kez sokağa çıkıyor, işyerlerinde eyl...

GAZETECİLERİN İHANETİ

1989-90 yılları arası dönemde TGS çok yüksek prestije sahip bir meslek örgütüydü. Gazeteciler ilk kez sokağa çıkıyor, işyerlerinde eylem yapıyor ve hak arıyordu. Dahası esas olarak ücret sendikacılığı ile kendini sınırlamıyor, baskıya, sansüre karşı da mücadele ediyordu. Dönemin etkili haber dergilerinden 2000’e Doğru’nun Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yayınının durdurulmasını protesto etmişti. Bunun üzerine 2000’e Doğru çalışanları, topluca sendikaya üye olmuşlardı. Toplu İş Sözleşmesinin imzalanmasından hemen önce TGS’ye karşı medya patronları bir tasfiye hareketi başlattı. O sırada Aydın Doğan, Hürriyet’i de almış, Güneş ve Günaydın gazeteleri de Asil Nadir’e satılmıştır. Basında gazetecilikten gelmeyen patronlar dönemi başlamıştı. Hürriyet, Milliyet, Tercüman ve Cumhuriyet gazetelerinde sendikal örgütlenmenin öncüsü olanlar ile, işyeri temsilcileri işten atılmaya başlandı. Aynı anda yüksek ücret artışını sağlayan toplu iş sözleşmesi imzalanmıştı. Sonunda işten

SERDAR MENGİ: FUTBOL BORÇ BATAĞINDA

SERDAR MENGİ: FUTBOL BORÇ BATAĞINDA : Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye artırımına izin vermesi, sevindirici olmasının aksine günümüz futbol endüstrisinin içler acısı hal...

FUTBOL BORÇ BATAĞINDA

Sermaye Piyasası Kurulu’nun sermaye artırımına izin vermesi, sevindirici olmasının aksine günümüz futbol endüstrisinin içler acısı halini ortaya koyması nedeniyle düşündürücüdür. Çünkü sermaye artırımı kulübün borçlarını ancak geçici bir süre daha çevirmelerine yardımcı olmaya yetecek bir hamledir. Sorunun özünde kulüplerin yarışmacı kimliklerini korumaları adına yapmaları gereken harcamaların gün geçtikçe artıyor olmasına karşın bu harcamaları karşılayabilmek için gerekli gelirlerin aynı düzeyde artmıyor, hatta artamayacak oluşu yer almaktadır. Daha açık bir ifadeyle futbol bugünkü haliyle sürdürülebilir bir endüstriyel yapıya sahip değil. Ayrıca doğası gereği hiçbir zaman da öyle olamayacağı ileri sürülebilir. Bugün futbolun ticarileşme sürecini yaşayan her ülkenin elit kulüplerini gün geçtikçe daha çok borçlanmaya, yetmiyorsa duran varlık satışına, hatta son çare olarak yabancı sermaye arayışlarına iten temel bir gerçek var. O da futbol endüstrisinin nihai ürünü olan maç gü

SERDAR MENGİ: BURA BENİM SAVAŞI

SERDAR MENGİ: BURA BENİM SAVAŞI : Her şey bir haydutun Bura benim lan! demesiyle başladı. Sonra arkası geldi; Abi büyüksün ama bura yetmez, yardım edelim şura da senin ...

BURA BENİM SAVAŞI

Her şey bir haydutun Bura benim lan! demesiyle başladı. Sonra arkası geldi; Abi büyüksün ama bura yetmez, yardım edelim şura da senin olsun, biz de ufaktan payımızı alalım dedi, az güçlü ama çok kalabalık yancılar. Orayı da aldılar, oradaki herşeyle beraber. Yerleri alınanlardan bir ikisi, Ya nasıl sizinmiş? Biz oturuyorduk burada! diye sesini çıkartacak oldu, ağzını yüzünü kırdılar. Sesi çıkanların bir kısmı göçtü gitti, bir kısmı bahçesindeki hasadın belli miktarını hayduta ve taifesine vermek koşuluyla orada kaldı. Hem fena mı? Haydutlar onları diğer haydutlardan koruyorlardı. Oranın yerlisi bazı küçük haydutlar gıcık oldukları yan komşularının yerlerine çoktan göz dikmişlerdi. Haydut taifesini hedef gösterdiler; şura da onların oldu. Herkes gidince şu bahçe küçük haydutlara kaldı. Çete büyüdü, küçük bahçeler yetmez oldu. Şu dağ ne güne duruyordu? Eğer dağı vermezlerse döverlerdi. Verdiler, yine de dövdüler. Maksat cümle aleme ders olsun. Oldu da. İşler büyüdükçe b

SERDAR MENGİ: FİRAVUN'UN CESEDİ

SERDAR MENGİ: FİRAVUN'UN CESEDİ : Eski Mısır’da güçten düşen Firavun öldürülürdü. Firavun güçlü olmak zorunda olduğu için, hastalık, felç vs. halinde güçsüz görüneceği ...

FİRAVUN'UN CESEDİ

Eski Mısır’da güçten düşen Firavun öldürülürdü. Firavun güçlü olmak zorunda olduğu için, hastalık, felç vs. halinde güçsüz görüneceği ve tanıklık özelliği zedeleneceği için öldürülür ve yerine güçlü olan getirilirdi. Firavun güçlü, otoriter ve kodum mu oturtur durumda olmak zorundaydı. Zaten Firavun’a onun için Tanrı Ra’nın gözü/oğlu (Fi-RaVun ) denmekteydi. Buna karşın Firavun’un da tanrısal özelliklerini kaybetmediği sürece halkı öldürme hakkı vardı. Çünkü mücessem varlığıyla o aynı zamanda tanrıydı. Tanrı dediğin de öldürür ve yaşatırdı! Bütün Mısır’ın mülkü ve uzayıp giden nehirler onundu. Halka rızkını veren oydu. Dirlik ve düzen için her türden tanrısal yetkiyi sınırsızca kullanırdı. İtaat edeni en iyi makamlara getirir, elinden tuttuğunu uçurur, üzerini çizdiğini zırru zeber ederdi. Buna karşın asla düşmemesi gereken durum güçsüzlüktü. Bütün bu yetkilerine karşın eğer bir gün hastalanmak, yatağa düşmek, acizlik vb. güçsüzlük görüntüleri sergilerse bu sefer kendisi öl

SERDAR MENGİ: EŞME

SERDAR MENGİ: EŞME : Uzun yıllar Türkmen oymaklarının yurdu olan Uşak’ın ikinci büyük ilçesi Eşme, kilimi ve dokumacılığı ile ünlü… Eşme, adını Eşmeli adın...

EŞME

Uzun yıllar Türkmen oymaklarının yurdu olan Uşak’ın ikinci büyük ilçesi Eşme, kilimi ve dokumacılığı ile ünlü… Eşme, adını Eşmeli adındaki yörük aşiretinden alıyor. Bugün Eşme’deki en büyük aşiret, Horasan’dan gelme oldukları bilinen Kargılı, Kaşeli ve Çıkılı’dır. 1953’te de Manisa’ya bağlı bir ilçe olan Eşme, o tarihten sonra Uşak’a bağlandı. Eşme, yolu geçenlerin dışında insanların adını bile duymadığı bir İç Batı Anadolu ilçesi.

SERDAR MENGİ: AJANLAR VE GAZETECİLER

SERDAR MENGİ: AJANLAR VE GAZETECİLER : Adı : Edward Joseph Snowden… ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde 21 Haziran 1983’te bir deniz subayını oğlu olarak dünyaya geldi. 200...

AJANLAR VE GAZETECİLER

Adı : Edward Joseph Snowden… ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde 21 Haziran 1983’te bir deniz subayını oğlu olarak dünyaya geldi. 2003’te Irak savaşına katıldı. Yaralandı. ABD ’ye geri döndü. ABD Ulusal Güvenlik Dairesi ’nde   (NSA) çalıştı. 2007’de CIA Cenevre Şubesi’nde görev aldı. Dijital güvenlik sistemleri üzerinde uzmanlaşınca, 2009’da NSA ile işbirliği yapan özel bilgi işlem şirketi Dell ile çalışmak için Japonya ’da bir Amerikan üssüne yollandı.    Daha sonra Hawaii’ye gönderildi. Geçen mayıs ayında kayıplara karıştı. Birkaç gün sonra Hong Kong’da ortaya çıkacaktı… Adı : Glenn Greenwald … New York’ta 6 Mart 1967’de Musevi kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. George Washington Üniversitesi ’nde felsefe bölümünü bitirdi. Daha sonra avukat olmak hedefiyle New York Üniversitesi hukuk fakültesine kaydoldu ve 1994’te mezun oldu. Kısa bir süre şirket avukatlığı yaptı. Danışmanlık şirketi Master Kavramlar AŞ ortağı oldu. 2005’te blog yazarı oldu. İstihba

SERDAR MENGİ: DROGBA'SIZDIM VE FUTBOL ÇOK GÜZEL

SERDAR MENGİ: DROGBA'SIZDIM VE FUTBOL ÇOK GÜZEL : Şampiyonlar Ligi’nde 2003-2004 sezonu. Marsilya grup maçında Drogba’nın üçlemesiyle geçiyor. 25 yaşındaki forvet bir hafta sonra ise s...

DROGBA'SIZDIM VE FUTBOL ÇOK GÜZEL

Şampiyonlar Ligi’nde 2003-2004 sezonu. Marsilya grup maçında Drogba’nın üçlemesiyle geçiyor. 25 yaşındaki forvet bir hafta sonra ise sezonu şampiyon tamamlayacak Porto’ya golünü atarak, Devler Ligi’nde ilk 3 haftayı boş geçmiyor. 22 Ekim 2003 günü başlayan Jose Mourinho-Didier Drogba dostluğunun üzerinden 11 yıl, Mourinho Drogba’ya Eğer Henry veya Nistelrooy gibi büyük bir yıldız olmak istiyorsan Chelsea’ye gelmeli ve benim takımımda oynamalısın diyeli 10 yıl geçmiş. Chelsea için ter döken ikili, bugün Londra devinin Osgood, Zola, Lampard ve Terry ile birlikte efsaneleri katında. İyi oyuncuları, kazanan oyunculara dönüştüren Portekizli teknik adam, geçen yılki randevuyu kazanmıştı.

SERDAR MENGİ: DENİZE DÖKÜLDÜLER AMA BOYUN EĞMEDİLER-ÇERKESLER

SERDAR MENGİ: DENİZE DÖKÜLDÜLER AMA BOYUN EĞMEDİLER-ÇERKESLER : Çerkesler, tarihin bilinen en eski devirlerinden beri Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan yerli halklardan biridir. Geniş anlamıyla Çerkes ...

DENİZE DÖKÜLDÜLER AMA BOYUN EĞMEDİLER-ÇERKESLER

Çerkesler, tarihin bilinen en eski devirlerinden beri Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan yerli halklardan biridir. Geniş anlamıyla Çerkes terimi, yerli Kuzey Kafkas grupları için kullanılırken, aslında dar anlamıyla Adige ve Abaza gruplarını içerebileceği gibi, daha dar anlamda sadece Adige gruplarını içermektedir. Türkiye’de   Çerkes tabiri, geniş anlamıyla, Kuzey Kafkasya’dan göç eden tüm gruplar için kullanılırken, Kuzey Kafkasya’da yaşayanlar Çerkes adlandırmasını Karaçay-Çerkes’te yaşayanlar için kullanmaktadır. Aslında Çerkes terimi, Kuzey Kafkasya halklarının bir üst kimliği olarak değerlendirilebilir, zira hiçbir halkın doğrudan adı değildir. Çerkesya’nın işgali, 1856’da Kırım Savaşı’ndan galip çıkan Rus ordusunun etkili ve şiddetli saldırıları ve Şeyh Şamil’in önderi olduğu Mürid Hareketi nin 1859’da başarısızlığa uğraması sonucunda gerçekleşmiştir. Aslında, Çerkes topraklarının işgal edilmesinin başlangıcını 1817 yılına, Rusların Nalçik Irmağı’nın kıyısında bir kale ku

SERDAR MENGİ: ANAVATANLARINDAN ÖLÜME SÜRGÜN EDİLENLER

SERDAR MENGİ: ANAVATANLARINDAN ÖLÜME SÜRGÜN EDİLENLER : Kafkasya ve Kırım yüzyıllar boyunca üç büyük imparatorluğun; Safevi, Osmanlı ve Rus İmparatorluklarının etkin olmak istedikleri bir co...

ANAVATANLARINDAN ÖLÜME SÜRGÜN EDİLENLER

Kafkasya ve Kırım yüzyıllar boyunca üç büyük imparatorluğun; Safevi, Osmanlı ve Rus İmparatorluklarının etkin olmak istedikleri bir coğrafyaydı. Ancak bu güç ve etkinlik mücadelesinde esas olarak bölgenin kaderini belirleyen, birçok halkın da sürülmesine ve göçe zorlanmasına neden olan, 16.yüzyılla 20.yüzyıl arasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasındaki savaşlardır. Bu savaşlar sırasında Kafkasya giderek önem kazanmıştır. Özellikle Osmanlıların etkinliğini yitirmeye başladığı 1768-1774 Savaşı’ndan sonra Rusya, elde ettiği toprakları muhafaza için düşman , yabancı unsur ve Osmanlı dostu olarak gördüğü bölge halklarına yönelik ayrımcı bir politika izlemiştir. Bunun sonucunda milyonlarca insan kendi topraklarından sürülmüş, yüzlerce veya binlerce kilometre uzağa yerleştirilmiş ya da yaşadıkları toprakları terk etmeye zorlanarak Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmek zorunda bırakılmışlardır. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan Kırım’ın Osmanlı İmparatorluğu’

SERDAR MENGİ: ÇERKESYA

SERDAR MENGİ: ÇERKESYA : 1860’larda başlayan göçte Ruslar, Çerkezleri Osmanlı İmparatorluğu’na sürer. Yaklaşık bir buçuk milyon insan bu göç sırasında can veri...

ÇERKESYA

1860’larda başlayan göçte Ruslar, Çerkezleri Osmanlı İmparatorluğu’na sürer. Yaklaşık bir buçuk milyon insan bu göç sırasında can verir. Çerkezlerin yaşadığı bu dramda Çarlık Rusyası’nın büyük payı vardır. Bu, bir soykırımdır ve çoğu insan bu faciadan habersizdir. Son zamanlarda Soykırım tanınsın, Rusya özür dilesin, orada kış olimpiyatları yapılmasın diye Çerkezlerin gösterdiği çabanın ardında bu vardır. Çar Alexander,   Çerkezleri Kafkasya’dan Anadolu’ya sürdüğü zaman Çerkez heyetleri Osmanlı’dan yardım isterler. Bunları Ruslara karşı savaşan Polonyalılar çok destekler ve Çerkezler için bağlantılar kurarlar. Daha sonra Çerkez heyetleri İngiltere’ye giderler. Londra başta olmak üzere birçok şehirde, büyük bir şenlikle karşılanırlar. Çünkü karşılarında kafalarında kalpak, bellerinde kılıç, ayaklarında çizme olan, sakallı, bıyıklı insanlar vardır. Parçalanma döneminde Osmanlı çok zayıflamıştı. Aslında Çerkezlere bayılmasalar da Ruslara karşı bir tampon vazifesi gördükleri iç

SERDAR MENGİ: ATIKLARLA YARATILAN ENERJİ

SERDAR MENGİ: ATIKLARLA YARATILAN ENERJİ : Dünya nüfusunun artması ve alışkanlıkların değişmesi ile birlikte tüketim her geçen gün artıyor. Yaşanabilir bir çevre adına doğal kay...

ATIKLARLA YARATILAN ENERJİ

Dünya nüfusunun artması ve alışkanlıkların değişmesi ile birlikte tüketim her geçen gün artıyor. Yaşanabilir bir çevre adına doğal kaynakların önemini ve verimli kullanılması gerektiğini artık biliyoruz. Değerlendirilebilir nitelikli atıkları Geri Dönüşüm sayesinde ikincil hammadde haline getirerek, doğal kaynaklarımızın korunmasına katkı sağlayabiliyoruz. Böylece çevre kirliliğinin önlenmesinin yanında hammadde, enerji ve su gibi doğal kaynakların tüketiminden tasarruf sağlıyoruz. Gelişen yöntemlerle artan Geri Dönüşüm uygulamaları, bugün büyük oranda enerji tasarrufu yaratırken aynı zamanda ekonomiye katkı sağlıyor. Örneğin, dönüşen her ton cam için 100 litre petrol tasarrufu sağlanıyor. Bir ton plastik geri kazanıldığında 14 bin kW/sa enerji tasarrufu yapılmış oluyor. Günümüzde geri dönüşüme tam olarak destek veren şirketler sayesinde çevre anlayışı tabana yayılmaktadır. Organik atıklar ve satış kabiliyetini yitirmiş olan ürünler biyogaza çevrilerek elektrik ve ısı enerj

SERDAR MENGİ: ÇARŞI'NIN DOĞASI

SERDAR MENGİ: ÇARŞI'NIN DOĞASI : Hava durumunun hiçbir zaman sabit bir hal almadığı bu şehirde, İstanbul’da, asıl olarak kuzeyli ve güneyli havalar etkilidir der ikli...

ÇARŞI'NIN DOĞASI

Hava durumunun hiçbir zaman sabit bir hal almadığı bu şehirde, İstanbul’da, asıl olarak kuzeyli ve güneyli havalar etkilidir der iklimbilimciler. Böyle söyleyince iklimin sayısı da bir anda üçten ikiye inmiş oldu, bir yarılma da burada oluştu. Bu iklim arasında ise en çok kuzeyli hava kütlelerinin etkisi hissedilir. Sibirya ve Doğu Avrupa üzerinden gelen soğuk hava kütlesi, Karadeniz ve Akdeniz üzerindeki alçak basınç alanlarına hareketlenir ve şehrin iklimi oluşur. Bu hava kütlesi Karadeniz üzerinden geçerken nemlenir ve kışın İstanbul’un üzerine yumuşak karlar bırakır. Belki de Beşiktaş, ak rengini buradan alır. Belki de Karadeniz’in karası ile Akdeniz’in akı, Beşiktaş’ın renklerini oluşturmuştur. Eski Roma’da, Osmanlıların söyleyişiyle Konstantinniye’nin Sultanahmet yöresinde, yani At Meydanı’nda meşhur araba yarışları yapılırdı. Şehrin dizginlenemeyen tutkuları, arabaları çeken atların terli bedenleri kırbaçlanarak koşturulurdu. Bu yarış ve yarışçıların takımları, onların

SERDAR MENGİ: 100 YILIN YARIŞI

SERDAR MENGİ: 100 YILIN YARIŞI : Fransa Bisiklet Turu (TdF). Her bisikletçinin çocukluk hayallerini Fransa turu süsler. Kazanana şöhret ve zenginliğin kapılarını açan,...

100 YILIN YARIŞI

Fransa Bisiklet Turu (TdF). Her bisikletçinin çocukluk hayallerini Fransa turu süsler. Kazanana şöhret ve zenginliğin kapılarını açan, bitirebilmenin bile büyük takdir topladığı, arışı yarıda bırakanın hüngür hüngür ağladığı, teknolojideki tüm ilerlemelere karşın hiç kolaylaşmayan, dünyanın en önemli, en büyük, en çok seyredilen, en ilgi çeken bisiklet yarışı. Anadilinde söylendiği şekliyle Le Tour de France! Fransa Turu’nun bir gazete promosyon kampanyası sonucunda ortaya çıkmış olması ilginçtir. L’Auto gazetesi yayın yönetmeni Henri Desgrange, 1903 yılında, yardımcısı Geo Lefevre’in ortaya çıkardığı bir fikri sahiplenir. Rakip spor gazetesi Le Velo ile reklam ve tiraj savaşının ortasındadırlar. Desgrange, gazetesini güçlendirmek için daha farklı ve daha büyük bir bisiklet yarışı düzenlemeye patronlarını ikna eder. Aklında tüm Fransa’yı dolaşacak bir yarış vardır. Dönemin yarış alışkanlıklarına uygun olarak Fransa Turu bir dayanıklılık gösterisi olarak tasarlanmıştı. Etapl