Kayıtlar

Haziran, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SERDAR MENGİ: NOEL GÜLÜ

SERDAR MENGİ: NOEL GÜLÜ : ·         Ranunculaceae (Düğünçiçeğigiller) familyasına aittir. ·         Noel gülü ve Heleborus olarak bilinir. ·         20’ye ...

NOEL GÜLÜ

·         Ranunculaceae (Düğünçiçeğigiller) familyasına aittir. ·         Noel gülü ve Heleborus olarak bilinir. ·         20’ye yakın farklı türü vardır. Ülkemizde Karadeniz Bölgesi’nde doğal olarak   yetişir. ·         Çok yıllık bir bitkidir. ·         30-60 santimetre arasında boylanma yapar. ·         Her dem yeşil olan yaprakları parçalı ve el biçimindedir. ·         Soğukta güzel güzel açıp içimizi ısıtan beyaz, pembe, mor, kırmızı renklere sahip çiçekleri dökülmeden aylarca kalabilir. ·         Birçok türü zehirlidir. Bu yüzden bitkiyle temastan sonra eller yıkanmalı, mümkünse dokunmadan önce eldiven giyilmelidir. Asla ağza götürülmemelidir. ·         Zehrinden ötürü Ortaçağ’dan beri alternatif   tıbba yardımcı olmuştur. Hatta Galyalıların köklerinden elde ettikleri zehri oklarının ucuna sürüp düşmanlarını zehirledikleri bilinmektedir. Yine antik dönemlerde sinir bozuklukları ve akıl hastalıklarının tedavisinde tıbbi bir bitki olarak da kullanılmışt

SERDAR MENGİ: NEPOTİSTLER VE KOLLAMACILAR

SERDAR MENGİ: NEPOTİSTLER VE KOLLAMACILAR : Sümer, Hitit ve Yunan kayıtları, rüşvetin, yolsuzluğun insanlık tarihi kadar eskiye dayandığını gösteriyor. Bu uygarlıkların ardılı Os...

NEPOTİSTLER VE KOLLAMACILAR

Sümer, Hitit ve Yunan kayıtları, rüşvetin, yolsuzluğun insanlık tarihi kadar eskiye dayandığını gösteriyor. Bu uygarlıkların ardılı Osmanlı’nın arşivleri de yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma kayıtlarından geçilmiyor. Örneğin Hicri 1206 (1791) tarihli bir kayıtta, Vüzera(bakanlar) tayinlerinde sadrazam(başbakan) tarafından usulsüzlük ve yanlışlıkların yapıldığı, vüzeradan mansıb(devlet görevi) için rüşvet alındığı… için padişah (III.Selim) tarafından soruşturma açıldığından söz ediliyor. Osmanlı arşivleri, rüşvet ve yolsuzluk belgeleriyle dolu. Onları biraz okumuş olsak, köyleri basıp, salınan vergiyi ödemeyen köylülerin ahırlarındaki hayvanları, ambarlarındaki zahireyi alıp götüren vergi memurlarının, münasip rüşvet karşılığında tüccar kesimin vergilerini görmezden geldiklerini öğrenir bundan ders çıkartırız. Yalnızca bu mu? Hadi diyelim, Osmanlı’daki rüşvet karşılığında varsıl çocuklarının askerden erken terhis edilmesi, zahire alımlarında rüşvet veren tüccarın kayrılması g

SERDAR MENGİ: NEHİR İNSANLARI

SERDAR MENGİ: NEHİR İNSANLARI : Nijerya Batı Afrika’da, Atlas Okyanusu kıyısında sis ve rutubetin hakim olduğu bir ülke. Tropikal yağmur ormanları, mangrov bataklıklar...

NEHİR İNSANLARI

Nijerya Batı Afrika’da, Atlas Okyanusu kıyısında sis ve rutubetin hakim olduğu bir ülke. Tropikal yağmur ormanları, mangrov bataklıkları, nehirler, deltalarla kaplı ve Afrika’nın en kalabalık ülkesi. Her yaştan kadın ve erkek tertemiz ve rengarenk yerel kıyafetlerini giyiyor. Benim için Nijerya, Afrika’nın gökkuşağı. Nijerya’da savaş, kölelik ve özgürlüğü kazanma mücadelesinin izleri hala çok sıcak. Kolonyalistlerin tarih   kitapları bütün Afrika gibi Nijerya’nın tarihini de Batılılar tarafından keşfedilmesiyle başlatır. Onlar gelmeden önce ne Afrika vardır ne de Nijerya. Ama tüm kıta gibi bu ülkenin de sağlam temeller üzerinde yükselen, doğanın dengesine dayalı bir kültürü vardır. Suya saygı, onların en dikkat çekici özelliğidir. Bu inanışlarına ısrarla sahip çıkıyorlar. Tanrıça Oşun, onlar için hala kutsal. Yorubaların anlattığına göre Oşun su, nem ve cazibe Tanrıçası, ayrıca onların görünmeyen kraliçesi. Nehrin, kraliçe olduğu için de turuncu aktığına inanıyorlar. Bu nehi

SERDAR MENGİ: NE ZAMAN SIFIR OLURUZ

SERDAR MENGİ: NE ZAMAN SIFIR OLURUZ : Vehbi Koç birgün, torunlarından birini karşısına alır ve sorar: Söyle bakalım, sağlığın nasıl? Çok iyi dede… Bomba gibiyim! To...

NE ZAMAN SIFIR OLURUZ

Vehbi Koç birgün, torunlarından birini karşısına alır ve sorar: Söyle bakalım, sağlığın nasıl? Çok iyi dede… Bomba gibiyim! Torununun bu cevabı üzerine Vehbi Koç Güzeeel der ve bir kalem alıp, önündeki boş kağıda kocaman 1 rakamı yazar: Sağlığın iyi olduğu için sana bir puan veriyorum. Şimdi söyle, okulunu bitirdikten sonra ne yapacaksın? Üniversiteyi bitirinceye kadar okuyacağım dede… Güzel… Bak az önceki 1 rakamının yanına bir de sıfır koyuyorum. Puanın 10 oldu. Peki üniversiteden sonra ne yapacaksın? Londra’ya gidip İngilizcemi geliştireceğim… Bu da güzel… 10’un yanına bir sıfır daha koyuyorum. Puanın 100’e yükseldi. Daha sonra ne düşünüyorsun? Ticarete atılacağım, marketler zinciri kuracağım… Bu da çok güzel… Bir sıfır daha koyuyorum. Hayat puanın oldu 1000… Vehbi Koç, bu şekilde bir çok soru sorup, her defasında puanlara bir sıfır ekler. Bir süre sonra, torununun hayat puanı 1.000.000 olur. Bunun üzerine Vehbi Koç derki: Bak evladım. Hayatt

SERDAR MENGİ: NAVAHO KIZILDERLİLERİNİN RUHU

SERDAR MENGİ: NAVAHO KIZILDERLİLERİNİN RUHU : Navaholar, 300 bin kişilik nüfusları ve geniş arazileriyle Amerika’nın en büyük Kızılderili halkı. Ana soylu toplumları, kadınlara veri...

NAVAHO KIZILDERLİLERİNİN RUHU

Navaholar, 300 bin kişilik nüfusları ve geniş arazileriyle Amerika’nın en büyük Kızılderili halkı. Ana soylu toplumları, kadınlara verilen özel vazifeler, seremoniler ve unvanlarla dolu. Bunların arasında özerk bölgenin başkenti    Window Rock’ta seçilen, en önemli kültürel elçi Miss Navaho ve kızların ilk adetlerinden sonra kadınlar dünyasına adım atmalarını sağlayan kabul ritüeli kinaalda da yer alıyor. Navaho kadınının özel bir adla kutsandığı, yaşamındaki bu en önemli seremoni 500 yıldır hiçbir değişikliliğe uğramamış. Tören Hogan adında kilden yapılma, geleneksel bir çadırda başlıyor. Burada dört gün boyunca kalan kız çocuğuna ailenin kadınları tarafından süsler, elbiseler ve süet makosenler hediye ediliyor. Kıza düşense tohum öğütmek, ekmek hamuru yoğurmak ve bir kuzuyu usta bir şekilde parçalamak. Son gece yanına en yakın akrabalarıyla beraber bir de Şaman katılıyor. Bunların hepsi, sonunda arınıp, içi ataların ruhuyla dolacak ve peşinde en büyük kuzenleri, nefesi kesilince

SERDAR MENGİ: MUHBİRLER ORDUSU

SERDAR MENGİ: MUHBİRLER ORDUSU : İslam Ülkeleri işbirliği Örgütü’nün üye sayısı 58. Bu ülkelerin bazılarında demokrasi ve özgürlük yok, birçoğunda ise demokrasi problem...

MUHBİRLER ORDUSU

İslam Ülkeleri işbirliği Örgütü’nün üye sayısı 58. Bu ülkelerin bazılarında demokrasi ve özgürlük yok, birçoğunda ise demokrasi problemli. Ama neredeyse hepsinin ortak paydası güçlü istihbarat geleneğine sahip olmaları. Birçoğunda iktidar istihbarat gücü ile ayakta kaldı, kalıyor. Birçoğunda iktidarlar CIA, MOSSAD ve M16’nın desteğini alıyor. Özellikle Afrika ve Körfez ülkeleri… Diğerleri kendi CIA, M16, MOSSAD ve bazen de KGB’lerini kurdu. Gestapo’yu da unutmamak gerek. Örneğin Suriye, Irak, Mısır, Yemen, Tunus ve benzeri ülkelerin nam-ı diğer el-muhabberatları. Saddam, Hafız Esad, Bin Ali, Mübarek ve Şahinşah yani Şahların Kralı Pehlevi… Saddam’ın oğlu Kusay, Hafız Esad’ın kardeşleri, Mübarek’in Ömer Süleyman’ı, Yemenli Ali Abdullah Salih’in oğlu, damadı ve üvey kardeşleri ve son olarak da Şah hazretlerinin ünlü SAVAK’ı. Hepsi de sınırsız, mutlak ve sorgulanmaz yetkilerle donatılmıştı. Onlar devlet idi. Devlet denilen o ucube aygıtın gücü ve adına yapamayacakları hiçbir

SERDAR MENGİ: MUHAFAZAKAR KAPİTALİZME İSYAN-EBUZER!

SERDAR MENGİ: MUHAFAZAKAR KAPİTALİZME İSYAN-EBUZER! : Zengin kervanların önünü kesip, yoksullara dağıtan bir kabileden gelir. Bu kabilenin davranışları haydutluk olarak tanımlanır. Ebuzer, ...

MUHAFAZAKAR KAPİTALİZME İSYAN-EBUZER!

Zengin kervanların önünü kesip, yoksullara dağıtan bir kabileden gelir. Bu kabilenin davranışları haydutluk olarak tanımlanır. Ebuzer, İslam’dan önce; Mekke’de ki putperestliği reddediyor, mülkiyet ilişkilerini sorguluyor ve zenginlerden hesap sorulması gerektiğine inanıyordu. O’na göre zenginlik bir kader değildi. Yoksulluk ve kölelik, bir alın yazısı değil, İhtiyaç duymadıkları şeyleri kendilerinde bulunduranların yarattığı bir sonuçtu… Tam düşündüğü ve inandığı şeyleri söyleyen bir kişinin Mekke’de Peygamberlik iddiasında bulunduğunu öğrendiğinde Ebuzer gidip harekete katıldı. Henüz Peygamber ile ilk görüşmesinde, hiçbir ayet bilmemesine rağmen, inandığı gerçekleri anlatmasına paralel olarak İslam’ı tebliğ etmesi ile görevlendirildi. Ebuzer tebliğ görevi aldığında ne bir ayet biliyordu, ne ibadet… Bu veriler ışığında, İslam’ın ana fikri Ebuzer’dir demek mümkündür. Ebuzer’in Yanıbaşında yiyecek ekmeği bulunmadığı halde, kılıcını çekip soka   fırlamayanın aklına şaşarım sözü,

SERDAR MENGİ: DÜNYA KUPASI BREZİLYA'YI YAKTI

SERDAR MENGİ: DÜNYA KUPASI BREZİLYA'YI YAKTI : 2014 Dünya Kupası’na sayılı günler kala, Brezilya’da turnuva aleyhindeki eylemler kesintisiz devam ediyor. Brezilyalıların uzun zamandı...

DÜNYA KUPASI BREZİLYA'YI YAKTI

2014 Dünya Kupası’na sayılı günler kala, Brezilya’da turnuva aleyhindeki eylemler kesintisiz devam ediyor. Brezilyalıların uzun zamandır sürdürdükleri eylemlerine, uluslararası destek de aynı şekilde katlanarak çoğalıyor. Brezilya’da eyleme katılan öğrenci grupları ve sendikalar birlikte hareket ederek İhtiyacımız Dünya Kupası değil, ihtiyacımız eğitim, sağlık ve sosyal haklarımızı geri kazanımıdır. Bizler çok ağır şartlarda çalışıyoruz ve buna rağmen yaşam standartlarımız çok düşük. Dünya Kupası bize sadece gelir kaybı yaşatacak diyorlar. Brezilya’da süren eylemlere uluslararası destek yağıyor. Çarşamba günü tüm dünyada yapılması kararlaştırılan ortak eylemlere katılacak grupların çoğu Avrupa ülkelerinden oluşuyor. Santiago, Şili, Buenos Aires, Londra, Paris, Berlin, San Francisco, New York ve Bogota’da eylemler olacak. Almanya’nın bilinçli taraftar grubu ST Pauli bir komite kurarak, Brezilya halkına destek vermeyi kararlaştırdı.

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN : Sultan II. Mahmud’un kızı olan Adile Sultan 1826’da doğdu. Annesi, Sultan’ın ikballerinden Zernigar Hanım’dır. Annesini dört yaşında ka...

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN : Sultan II. Mahmud’un kızı olan Adile Sultan 1826’da doğdu. Annesi, Sultan’ın ikballerinden Zernigar Hanım’dır. Annesini dört yaşında ka...

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN : Sultan II. Mahmud’un kızı olan Adile Sultan 1826’da doğdu. Annesi, Sultan’ın ikballerinden Zernigar Hanım’dır. Annesini dört yaşında ka...

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN

SERDAR MENGİ: MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN : Sultan II. Mahmud’un kızı olan Adile Sultan 1826’da doğdu. Annesi, Sultan’ın ikballerinden Zernigar Hanım’dır. Annesini dört yaşında ka...

MODERN VE DİNDAR ADİLE SULTAN

Sultan II. Mahmud’un kızı olan Adile Sultan 1826’da doğdu. Annesi, Sultan’ın ikballerinden Zernigar Hanım’dır. Annesini dört yaşında kaybedince kendisini, çocukları yaşamayan Başkadın Nevfidan Kadın büyüttü. Cariyelerin isimlerinin buna benzer yani pek alışılmadık olmalarının nedeni, sonradan verilmeleri ve olabildiğince rastlanmayan isimlerden seçilmesinden hatta bir anlamda yeni türetilen sözcükler olmasından kaynaklanır. Nevfidan Kadın, küçük Adile’yi öz kızı gibi büyüttü. Adile Sultan özel hocalarından ders alarak çok iyi bir eğitim gördü. Hanedan üyeleri içinde divan (divan edebiyatına ait şiirlerin toplandığı eser) sahibi tek kadındır. Ağabeyi Sultan Abdülmecit tarafından Haziran 1845’te Tophane Müşiri Mehmed Ali Paşa ile evlendirildi. Düğün bir hafta sürdü ve Haydarpaşa Çayırı’nda balon uçurulması dahil büyük eğlenceler düzenlendi. Osmanlıda hanedana damat olmak önünün açılması bakımından hem büyük bir şans hem de sorumluluk demekti. Son zamanlara kadar damat seçimi p

SERDAR MENGİ: KADINLAR ÇALIŞMADAN BURAYA KADAR

SERDAR MENGİ: KADINLAR ÇALIŞMADAN BURAYA KADAR : Kadın istihdamı açısından ülkede durum tam anlamıyla içler acısı! Erkeklerin %70’i, kadınların ise sadece %25’i işgücüne katılıyor. He...

KADINLAR ÇALIŞMADAN BURAYA KADAR

Kadın istihdamı açısından ülkede durum tam anlamıyla içler acısı! Erkeklerin %70’i, kadınların ise sadece %25’i işgücüne katılıyor. Her dört kadından biri çalışıyor gibi görünüyor değil mi? O da değil! İşgücüne katılan kadınların da önemli bir bölümü işsiz… İstihdamda yer alan 100 kadından 71’i sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmaksızın çalışırken, bunların da %68’ini ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlar oluşturuyor. Bizi almıyorlar diye üzüldüğümüz AB’de kadınların ortalama istihdama katılımı, %57 ile bizim iki katımızdan fazla. Türkiye’nin, kadınların istihdama katılımı bakımından 189 ülke arasında 179’uncu sırada yer alması, durumu iyice savunulmaz hale getiriyor. İşi Müslümanlığa vuracaksanız, İran’da kadınların işgücüne katılım oranı %33’te. Ortam müsait değil derseniz Afganistan’da bu oran %29.5 ile bizden fazla.                                                                                   MURAT MURATOĞLU

SERDAR MENGİ: GEL VAN'A! GÖR ALEMİ!

SERDAR MENGİ: GEL VAN'A! GÖR ALEMİ! : Tartışırken bile iyi duygular yükseltip ve ölçülü konuşması beklenen kişinin, Van Şehri’nin arkasına saklanarak gündem yaratması dört ...

GEL VAN'A! GÖR ALEMİ!

Tartışırken bile iyi duygular yükseltip ve ölçülü konuşması beklenen kişinin, Van Şehri’nin arkasına saklanarak gündem yaratması dört çağrışımı akla getirdi. Felaket. Yalan. Kötülük. Baskı. Ne olmuştu Van Şehri’ne? Şehri, 7.2 deprem vurmuştu. Kışın dondurucu soğuğunda Vanlılar ölülerine ağıt içindeyken Türkiye’nin geri kalan 80 şehrinde yaşayanlar da Van’ın yardımına imkanları ölçüsünde koşmuştu. Dinarlı Melike Öğretmen de dayanıksız yapılmış konut cinayetinin kurbanı olmuşların arasındaydı. Ölümden hayat doğmuş. Hayat onu öğretmen yapmış. Ölüm onu Van’da bulmuştu. Annesi ile babası 1995 yılında büyük Dinar depreminde çöken evlerin altında can verdiğinde Melike daha 7 yaşındaydı. Sağ kurtulan o olmuştu. Antalya’nın Alanya kazasından altın kalpli Ataman Ailesi yetim Melike’yi   evlatlık aldı. Melike çalışkandı. Okudu, öğretmen oldu. Van’ın Erciş ilçesinde Bu Kürt çocuğudur….Bu Türk çocuğudur ayrımı yapmadan öğrencilerini eğitmeye-ö

SERDAR MENGİ: İLK BUHARLI GEMİ SWİFT

SERDAR MENGİ: İLK BUHARLI GEMİ SWİFT : Osmanlı Devleti, ilk buharlı gemisini İngilizlerden satın aldı. Geminin adı Swift idi. İsmi Gülliver’in Seyahatleri eserini yazan yazar Jon...

İLK BUHARLI GEMİ SWİFT

Osmanlı Devleti, ilk buharlı gemisini İngilizlerden satın aldı. Geminin adı Swift idi. İsmi Gülliver’in Seyahatleri eserini yazan yazar Jonathan Swift’ten geliyordu. Ancak Osmanlı toplumu bu gemilere buharlı vapur yerine Buğu gemisi adını vermişti. İstanbul’a geldikten sonra Haliç’e demirleyen Swift, birkaç gün sonra Darphane-i Amire Emini olan tüccar Kazzaz Artin Harutyun Bezciyan tarafından Osmanlı Devleti adına 320 bin kuruşa satın alındı. II.Mahmud döneminde İngiltere’den alınan, Osmanlı Devleti’nin ilk buharlı gemisi olan Swift’in adı daha sonra Buğu Gemisi olarak değiştirildi. Daha sonra Padişah II.Mahmud, bu vapurla zaman zaman Marmara Denizi’nde geziler yaptı. Çekmece ve Tekirdağ’a kadar gittiği bu geziler sırasında denize karşı büyük bir ilgi duydu. Tersane-i Amire’de de böyle makineli gemilerin yapılmasını emretti. Aynı zamanda gemiyi İstanbul Limanı’na getiren Kaptan Kelly’e devlet gemilerine, yetenekli kaptan yetiştirilmesi görevini verdi.

SERDAR MENGİ: GIDA ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT

SERDAR MENGİ: GIDA ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT : Tavuk eti uygun koşullar altında muhafaza edilemediği takdirde çabuk bozulabilen bir üründür. Bu yüzden tavuk alırken özellikle ilk aşa...

GIDA ZEHİRLENMELERİNE DİKKAT

Tavuk eti uygun koşullar altında muhafaza edilemediği takdirde çabuk bozulabilen bir üründür. Bu yüzden tavuk alırken özellikle ilk aşamadan son satışa kadar soğuk zincirin korunmasına dikkat edilmeli. Genel anlamda protein değeri su aktivitesi yüksek olan besinler bakteri üremesi için çok daha uygun yiyeceklerdir. Bu nedenle tavuk etinin de, gıda zehirlenmesi açısından potansiyel riskli gıdalardan biri olduğu için, oda sıcaklığında bırakılmamalı, şoklu donmuş tavuk eti derin dondurucuda saklanmalı, taze olarak alınan tavuk eti ise max.+4 derecede buzdolabında saklanmalıdır. Tavuk etinde her ne kadar firmalar tarafından Son Kullanım Tarihi verilmiş olsa da ürünün markete ulaşması, tüketicinin bu ürünü alıp eve ulaşana kadar geçen süreçlerde soğuk zincirin kırılmasından dolayı son tüketim tarihine kadar beklemeden tüketilmesinde yarar vardır. Alışveriş sonrasından tavuğun, sofraya geldiği   ana kadar ki süreçte soğuk zincirin bozulmaması gerekmektedir. Özellikle yaz aylarında sı

SERDAR MENGİ: MİNYATÜDEN RESME

SERDAR MENGİ: MİNYATÜDEN RESME : Türkçedeki ve Türkiye’deki Binbir Gece Masalları’nın serüveni geç ve güç başlamış, bugüne gelene dek doğurgan bir gelişme gösterememişt...

MİNYATÜDEN RESME

Türkçedeki ve Türkiye’deki Binbir Gece Masalları’nın serüveni geç ve güç başlamış, bugüne gelene dek doğurgan bir gelişme gösterememiştir. Buna karşılık Batı dünyasındaki doğum yerinin İstanbul olmasıyla avunabiliriz. Masallardan ilk seçmeyi içeren ilk cildi 1704’te yayımlayan Antoine Galland, yaklaşık 15 yıl boyunca Fransa kralının resmi temsilcisi sıfatıyla İstanbul’da yaşamış, Osmanlı kentlerinde dolaşmış, Binbir Gece’nin elyazmalarından birine ulaşarak çeviri çalışmasına Boğaziçi kıyılarında girişmişti. Binbir Gece Masalları’nın neredeyse tükenmez bir kuyudan çekip çıkarıldığı bir gerçek. Hind’in, Acem dünyasının, peşi sıra Arap hayal gücünün üstüne, zaman içinde gitgide zenginleşerek inşa edilen bu müziğin yayılma süreci de bir labirenti andırır. Galland’ın Avrupa’ya taşıdığı yapıt, eksik bir elyazmasının kusurlarını taşıyordu; her şeyden önce, masalların içine serpilmiş 1250 şiire yer vermemişti   bu versiyon. Gene de, bütün Batı dünyasında ve Japonya’da geniş yankılar

SERDAR MENGİ: HASANOĞLAN KÖYÜ

SERDAR MENGİ: HASANOĞLAN KÖYÜ : Ankara Elmadağ’ın Hasanoğlan Köyü’nde 15’inci Köy Enstitüsü kuruldu. Kurucularından biri, Rauf İnan’dı. Sıradan eğitimci değildi. 1928’...

HASANOĞLAN KÖYÜ

Ankara Elmadağ’ın Hasanoğlan Köyü’nde 15’inci Köy Enstitüsü kuruldu. Kurucularından biri, Rauf İnan’dı. Sıradan eğitimci değildi. 1928’de yurtdışına eğitime gönderilen öğretmenler arasındaydı. Viyana’da Pedagoji Enstitüsü’nde okudu; Viyana Yüksek Halk Okulu’nda Kültür Felsefesi dersleri aldı ve Paris’te Alliance Francaise’i bitirdi. Rauf İnan’ın kurucu olduğu Hasanoğlan Köy Enstitüsü simgeydi. Rauf İnan 10 Temmuz 1941’de temeli atılan enstitü binalarını 11 köy enstitüsünden gelen öğrencileriyle birlikte yaptı. İki okul binası, bir yatakhane, on öğretmen evi, sinema, müzik salonu ve açık hava tiyatrosu, bir ahır ve bir kümes yaptılar. 3 km.mesafedeki Hasan Deresi’nden su getirdiler. Çorak araziyi ağaçlandırdılar. Rauf İnan enstitüye; Enver Ziya Karal (tarih), Ruhi Su ve Aşık Veysel (müzik), Selahattin Batu (zootekni), Muhlis Ete (ekonomi), Sabahattin Eyüboğlu (dil-edebiyat), Kazım Köylü (ziraat), Ferruh Sanır (coğrafya), Mahir Canova (tiyatro), Mualla Eyüboğlu (mimar) gibi is

SERDAR MENGİ: GERÇEK FAİLLER

SERDAR MENGİ: GERÇEK FAİLLER : Çok partili siyasal yaşamın başlamasıyla Demokrat Partililer, TBMM gündemine Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü getirdi. Öğrencilere komünist ...

GERÇEK FAİLLER

Çok partili siyasal yaşamın başlamasıyla Demokrat Partililer, TBMM gündemine Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü getirdi. Öğrencilere komünist eğitim veriliyordu! Okul binası orak şeklinde yapılmış tı! Kızlı-erkekli karma eğitim kabul edilemez di! 1946 itibarı ile CHP, iktidarı kaybedeceğiz paniğine kapıldı; Halk dalkavukluğu modası Cumhuriyet’in kurucu partisini de etkiledi. Artık önemli olan gerçekçi politikalar değil, halkın oyuna yönelik popülizm idi. Milli Eğitim Bakanı Reşat Şemsettin Sirer, 1947’de Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün kapısına kilit vurdu. 1954’te ise DP Köy Enstitüleri’ni kapattı. Enstitü önünden geçen yola Adnan Menderes adı verildi.

SERDAR MENGİ: GEÇMİŞ İÇİN ARTIK BİR DEKOR

SERDAR MENGİ: GEÇMİŞ İÇİN ARTIK BİR DEKOR : Safranbolu Osmanlıların uzun asırlar boyu geliştirdikleri çok eski yerleşim geleneklerinin ve dokusunun adeta somut bir anıtı gibidir. ...

GEÇMİŞ İÇİN ARTIK BİR DEKOR

Safranbolu Osmanlıların uzun asırlar boyu geliştirdikleri çok eski yerleşim geleneklerinin ve dokusunun adeta somut bir anıtı gibidir. Oysa Türk ve İslam coğrafyalarının ve kültürlerinin etkisiyle gelişen bu yaşama biçiminin en önemli özelliği geçiciliğidir. Ahşap malzeme ile zarif ama pek de sağlam olmayan bu yapılar pek çok yerde zamanın ve insanlığın tahribatından etkilendi. Safranbolu ise özel şartları ve birçok şansızlıkları sayesinde korunarak eski Türk hayatının hem dekor hem de gelenekler açısından en iyi sergi alanlarından biri olarak kalabildi. Bu alanda günümüzde yaşayan Osmanlı dokusu, yerli mimar ve sanatçılar tarafından bölgenin seçkinlerinin beğenisine göre inşa edildi. İçinde bugünkü anlamda mobilya olmayan evler pencere kenarlarında sedirler, bir duvarda da yüklükler olan odalardan oluşurdu. Bu odalar oturma odası iken yemek sinisinin gelmesiyle yemek odası, yatakların döşeklerin hazırlanmasıyla yatak odası haline gelir, sabah bunların kaldırılması ile tekrar o

SERDAR MENGİ: ALBÜMDEKİ FOTOĞRAFLAR

SERDAR MENGİ: ALBÜMDEKİ FOTOĞRAFLAR : 1930’da Türkiye’nin 40 bin köyünün 35 bininde okul yoktu. Köy çocuklarının yüzde 80’i okula gitmiyordu. CHP, 1935’teki Dördüncü Kurulta...

ALBÜMDEKİ FOTOĞRAFLAR

1930’da Türkiye’nin 40 bin köyünün 35 bininde okul yoktu. Köy çocuklarının yüzde 80’i okula gitmiyordu. CHP, 1935’teki Dördüncü Kurultayı’nda okul-öğretmen sayısının artırılması için bir dizi karar aldı. Eskişehir Çifteler, İzmir Kızılçullu, Edirne Kepirtepe ve Kastamonu Gölköy’de deneme niteliğinde köy öğretmen okulları açıldı. Arkası geldi. Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olmasının ardından 17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu çıktı. Köy okullarına acilen öğretmen yetiştirilecekti. Van’dan Kars’a; Diyarbakır’dan Malatya’ya; Adana’dan Samsun’a; Sakarya’dan Sivas’a kadar toplam 21 Köy Enstitüsü açıldı. İleride öğretmen olacak öğrencilerin ders müfredatı şöyleydi: Yüzde 50 kültür, yüzde 25 tarım ve yüzde 25 teknik dersler. Yani öğretmenler gittikleri köylerde sadece çocukları okutmayacak, köylülere nasıl verimli tarım yapılacağını, yol yapılacağını vs. öğretecekti.